Halk açlığa tahammül ediyor. Haksızlığa asla…

4

Bir haftadır fırtınalı günler yaşıyoruz. İstanbul Belediye Başkanı Cumhurbaşkanı adayı olmaya niyet edince önce yer yerinden oynadı. Büyük suç işlemiş muamelesi yapıldı.

Önce diploması iptal edildi sonra evine polis baskını yapıldı, gözaltına alındı. Dört gün nezarethanede tutuldu. Mahkeme çıkarıldı tutuklanarak Silivri’ye yollandı.

Erdoğan İmamoğlu’na yapılanların iktidarla, siyasetle, kendileriyle uzaktan yakından ilgisi olmadığını söylese de halk böyle düşünmüyor.

Halk, Cumhurbaşkanı adayı olduğu için başına bunların geldiğine inanıyor. Ne diploması mesele edilecekti ne yolsuzluk iddiasıyla soruşturma açılacaktı ne de tutuklanacaktı.

İmamoğlu ülke sorunlarını dert etmeseydi, ülkenin daha iyi yönetilmesi için yollara düşmeseydi, milyonları peşine takmasaydı bunların hiçbiri olmayacaktı…

O halde ortada açık ve net haksızlık var…

Sadece Saraçhane meydanına koşanlar değil, sadece Ankara’da, İzmir’de, Rize’de, Malatya’da, Niğde’de Türkiye’nin 73 ilinde sokağa dökülenler değil, evinde oturanlar da gelişmeleri televizyondan takip edenler de haksızlık diyor…

AKP’ye gönül verenler de haksızlık diyor…

Türkiye Gazetesi’nde Cem Küçük AKP’li yetkili isimlerin bile konuşmadığına dikkat çekti. Bu satırlar onun:

Ülke yıkılıyor neredeyse. Herkes konuşuyor. Biz gazeteciler konuşuyoruz. CHP’liler konuşuyor. Halk bunu konuşuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan iftar sonrası yaptığı konuşmalarda bu konuya değiniyor. Ama bir iki isim dışında AK Parti’den çıt yok. (..) Bu kadar sessizlik gerçekten anlaşılmaz. Aynı şey diploma meselesinde de oldu. Usulsüz geçiş konusunda çok net deliller vardı. YÖK raporu ortada. Tüm bunlara rağmen AK Parti’den çıt çıkmadı. (26.03.2025)

AKP yöneticileri, genel başkan yardımcıları, milletvekilleri, il ve ilçe başkanları neden suskun? Neden konuşmuyorlar.

Çünkü yapılanın haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik olduğunu onlar da biliyor, onlar da görüyor. Konuşacaklar ama vicdanları izin vermiyor…

Siz bakmayın Saray medyasında edilen laflara. TV kanallarına kurulup atıp tutanlara. Onlar memur!..

Ülkede haksızlık demeyen yok gibi…

İstanbul’da toplanan bir milyon kişinin, 73 ilde sokaklara çıkıp protesto eden milyonların, İmamoğlu adayımızdı diye sandık başına giden 15 milyonun isyanına bir de bu gözle bakın…

Erdoğan’ın kişisel takıntısı nedeniyle (faiz sebep, enflasyon sonuçtur) 2021 yılının aralık ayından beri ekonomik buhranla boğuşuyoruz. Erdoğan’ın ekonomik politikası nedeniyle zengin daha zengin oldu, yoksul daha yoksullaştı. Orta sınıf çöktü…

İnsanlar üç yıldır hayat pahalılığı altında eziliyor. Emekli hayatının sonbaharını derin yoksullukla mücadele ederek geçiriyor. Bırakın torununa hediye almayı evine et, süt, yumurta alamıyor. Çoğu ölsek de bu hayattan kurtulsak duygusunu yaşıyor. Gençler gelecekten umudunu kesti. Çalışanlar vitesi boşa almış, gittiği yere kadar felsefesiyle gününü geçiriyor. Asgari ücretli 19 yüzyıl işçileri gibi boğaz tokluğuna çalışır hale geldi

Memleket üç yıldır inim inim inliyor ama milyonlar sokağa dökülmedi… Kızdı, öfkelendi, isyan etti ama meydanlara çıkmadı… Devasa kalabalıklar ‘yeter artık’ mitingleri yapmadı…

Batı ülkelerinde olsa kıyamet kopardı biz de kopmadı! İnsanlar sabretti. İnsanlar tepkisini içine attı. Korktukları için değil tünelin ucundaki ışığı gördükleri için. O ışık İmamoğlu’ydu…

İktidar gidecek, rejim değişecek bugünler geçecek, sıkıntılar bitecekti. Böyle düşündüler…

Ama bel bağladıkları siyasetçiye haksızlık yapılınca dayanamadılar. Çünkü İmamoğlu’yla birlikte kendilerine de haksızlık yapılmıştı. İmamoğlu’yla beraber umutları da hapse atılmıştı. Haksızlık galip gelmek üzereydi ki toplum patladı. Milyonlar meydanlara çıktı.

Bu sebeple diyorum ki; halk açlığa tahammül ediyor ama haksızlığa tahammül etmiyor.

mert can